Monday, August 11, 2014

Geri Döneceğim...

Herkese merhabalar,
Yaklaşık bir haftadan beri blogla çok ilgilenemediğimin farkındayım, maalesef uzun bir süre daha buralarda olamayacağım. Birkaç teknik aksaklık nedeniyle uzun çaplı bir internet problemi yaşıyorum. Bu yetmezmiş gibi bilgisayarımı servise göndermem gerekiyor.

Tatil bitişi İstanbul'a ufak çaplı bir yolculuk planlıyorum. Tek ümidim umarım İstanbul dönüşü bilgisayarım elime sapasağlam gelmiş olur. İstanbul'da bir sürü fotoğraf çekeceğimden şüpheniz olmasın. Bilgisayarım elime ulaştığında sizleri bir sürü yazı bekliyor olacak.

Bu süre zarfında benden ayrı kalmak istemiyorsanız beni instagram hesabımdan takip edebilirsiniz.

Yakın zamanda görüşmek dileğiyle.
Kendinize iyi bakın :)

Monday, August 4, 2014

Gezmelere Doyamadım - Ne Giydim - Cunda Adası

Herkese merhabalar,
Geçen günler de Cunda'ya yaptığım ufak çaplı ziyaret sırasında aklıma ben neden Cunda'yı tanıtmıyorum ki diye bir şey geldi ve spontane gelişen gezi yazısı ortaya çıktı -yazısı burada-. Böyle bir yazıyı daha önceden planlamış olsaydım daha spor bir şeyler giyerdim, en azından ayağımda ya spor ayakkabı ya da sandalet olurdu çünkü Cunda'nın eskimiş ve bozulmuş arnavut kaldırımlı yollarında topukluyla yürümek çok zor.

Elbisenin ise gerçekten uzun bir hikayesi var. Aslında hikaye kısa ama elbise o kadar eski ki... Bu güzel el işlemesi olan beyaz elbise bir zamanlar annemin halasınınmış. Bir gece Antalya'da annem -daha genç kızken- dışarı çıkacak güzel bir elbise bulamamış ve halası da bu elbiseyi anneme hediye etmiş. Annemde o seneden bu seneye elbiseye çok iyi bakmış ve elbise hala taş gibi! Şimdi giyme sırası bana geldi tabii...

Ben de elbiseyi Topshop'dan aldığım yüksek topuklu beyaz sandaletlerimle kombinledim ve yanıma hasır çantamla hasır şapkamı aldım. Fotoğraflarım ise annemin kadrajından. Umarım beğendiğiniz bir kombin olmuştur. :)


Elbise: Vintage
Şapka: H&M
Ayakkabı: Topshop
Çanta: Koton

Sunday, August 3, 2014

Gezmelere Doyamadım - Cunda (Ali Bey) Adası

Herkese merhabalar,
Bugün sizlere moda dışı olan bir gezdim gördüm yazısı yazmak istedim. Bu öyle gidin bu otel de kalın bunu yiyin yazısı değil açıkçası... Sadece benden size Cunda'yı gezme tavsiyeleri diyelim. Bir gece Cunda'ya giderseniz ne yapabilirsiniz yazısı gibi... Ben kendimi Balıkesir'li görmesem de burada büyüdüm ve yazlığımız da Ayvalık taraflarında. Küçüklüğümden beri yılda en az 2-3 kere ziyaret ettiğim Cunda yani nam-ı değer Ali Bey adasını sizlere tanıtmak istedim.  Bol fotoğraflı bir yazı oldu. Bazı fotoğrafları telefonumla çektiğimden kalitesi düşük, kusura bakmayın. Umarım beğenerek okursunuz.


Yolculuğumuza Ayvalık'a varana kadar devam ediyoruz.


Ne kadar net çekememiş olsam da tabelada yazan Cunda Adası yönüne karışık bir yoldan dönüyoruz. Tabi ben bu yolculuk sırasında can sıkıntısından elime almışım fotoğraf makinesini çek de çek...





Adayla Ayvalık uzuuuunnn bir yol ile bağlanmış. Bu yolu bitirdikten sonra adaya varmış oluyorsunuz ama merkeze inmek için biraz daha yol gitmeniz gerekiyor. Fotoğraftaki yel değirmenini gördüğünüz zaman direksiyonu sola kırarsanız çarşıya inersiniz, sağa kırarsanız da Cunda'nın saklı plajlarının yolunu tutarsınız.


Eğer Cunda'da konaklamayı düşünüyorsanız o kadar çok seçenek var ki... Bir sürü otel, pansiyon, kiralık yazlıklar... Hepsi emrinize amade.

 





Konaklamaya karar verdiyseniz eğer en az 3-4 gün kalacaksınız demektir. O kadar gün kalıp da burada ne yapacağız diyorsanız bunları yapmadan adadan ayrılmayın.

Daracık sokaklarında, o bozulmuş arnavut kaldırımlarında bir tur atın.
Aşıklar tepesine çıkın ve manzaraya hayran kalın.
Çarşıda uzuuunnn bir kuyruk sonunda ulaşacağınız çifte kavrulmuş lokma tatlısını yiyin.
Zeytinyağı almadan dönmeyin. Hatta stok yapın. Hayran kalacaksınız.
Tekne turu yapmadan, o güzel koyları masmavi suları görmeden, yüzmeden dönmeyin.
Kordondaki lokantaların birinde "Rakı Balık Ayvalık" üçlüsü olmadan olmaz.
Tarihi kliseleri ve müzeleri gezmeden de adadan dışarı adımınızı atmayın.




Bunun dışında ada fotoğraf çekmeyi sevenlere -ben- harika güzellikler sunuyor. Bir sürü güzel kapı var mesela...









Ada tam bir kedi cenneti...





Hava kararmaya başladığında o çarşılar kurulunca adanın yaşadığını çok rahat hissedebilirsiniz. O incik boncuk pazarlarını gezmeden önce kordondaki bir restaurantta rakı balık yapmak lazım. Ardından çarşıya dalıyorsunuz ve 3-5 takı almadan çıkmanız imkansız.



Her türlü hediyelik eşya ve ıvır zıvır şeyleri de bulmak mümkün.



Biraz değil baya reklam yapmış olacağım fakat çarşı meydandaki Özgün'den zeytinyağı alabilirsiniz. Buranın zeytinyağı o kadar harika ki damak tadınız değişecek.



Bu minik sabunları ise sevdiklerinize hediye olarak alabilirsiniz.



Yıllarca restore edilmesini beklediğimiz bu eski kilise artık Rahmi Koç Müzesi diye geçiyor. Bu güzel müzeyi de gezmeden gitmeyin.



Çok gezmekten karnınız geceye doğru açıkırsa ya da bir şey yemeden gelip restauranta da o kadar hesap ödemek istemiyorsanız kordonun sonundaki balıkçıdan 7 TL ye güzel bir balık ekmek yiyebilirsiniz.

 

Balık sonrası dondurma yapmak isterseniz harika bir seçim sakızlı ve karadutlu dondurmadan yana olacaktır.

 

 

Kordon boyunda bulunan karikatürcü amcada da bir karikatürünüzü yaptırabilirsiniz. Çıkan karikatüre de saatlerce bakıp gülebilirsiniz. :)

Ayrıca sedeften bir avize ya da deniz kabuklarından bir avizeyi evinize Cunda hatırası diye alabilirsiniz. :)

Umarım hoşunuza giden, severek okuduğunuz bir yazı olmuştur. Ne giydiğimin ayrıntılarını ise yakında blogdan okuyabilirsiniz. :)

İyi pazarlar!